Bir sene oldu bugun sen gideli, guzelim, pamuk saclim, Zekos'um, sultanim, anneannem...
Bazi geceler seni goruyorum ruyamda, ay yasiyor diye sapsal bir gulumseme aliyor yuzumu, sonra uyaniyorum ki yoksun.
Seni cok ozledim, sen benim biricik anneannemsin.
Buralarda hersey ayni bildigin gibi, bir Kayra var yeni. Onu canindan cok severdin, biliyorum. Annem de senin gibi bir anneanne oldu biliyor musun? Tabiki biliyorsun, sen hep herseyi bildin zaten. Senin ozlemin yuregimde, yuregimizde hepimizin. Bende bir esarbin var, bir de tesbihin, alip okusuyorum bazen. Seni cok ozledim demis miydim?
Canim....
orange and beyond
Aklimdan gecenler, ozlediklerim, sevdiklerim, sinir olduklarim, kisaca hersey
24 May 2013
17 May 2013
Ne?? gezi mi?
Ihmal ettim buralari cok bu aralar, di mi? Donem bitti, daha final ve butunlemeler var, ama donem bitti :) Ben de gezilerimizden bahsedebilirim biraz...
Bayan Epsilon kendi blogunda anlatmisti gezimizi gerci ama bir de benim agzimdan dinleyin San Sebastian'i. Gerci cok zaman gectiginden ve de su anda arada ogrenciler gelip gittiginden office hour sebepli bayan epsilon kadar iyi anlatamayabilirim ama :) Icimden sanki az lafli, bol fotolu bir post olacakmis gibi geliyor. Medyum muyum neyim, nasil da biliyorum blog sahibinin nasil bir post yapacagini :) Yoksa geyik damarim mi tuttu? O zaman kolay gelsin size okumakta, geyik halim cekilmez hic benim
Neyse
San Sebastian'la yagmurlu bir gunde tanistik, yagmurda guzellesen yesilin kokusunu icimize cektik. Sevdik. Zaten mavi ve yesilin birlestigi bir yeri sevmemek mumkun mu?
Asagidaki plajin adi Concha. Simdi bu kelime Ispanya'da midye kabugu gibi bir anlama sahip bir de kiz ismi falan, ama mr. l.'in memleketinde pek hos olmayan argo bir kelime :) Fotograftan adini nerden aldigi belli, degil mi?
Bu asagidaki heykeller de San Sebastian'in sembollerinden biri. Bakin soyle anlatilmis.
San Sebastian deyince en onemli seylerden biri de yemek. Ispanya'nin en cok michelin yildizina sahip restoranlari bu sehirde, mesela Arzak. Tabi biz ziyaret etmedik bu restoranlari.
Bu restoranlara gitmememis olmamiz birbirinden lezzetli yemekleri yemedigimiz anlamina gelmiyor tabi, bir cok pintxo yu afiyetle indirdik mideye! Bask yemekleri gercekten birbirinden guzel!
Uzun lafin kisasi, gittik, gorduk, yedik ve de cok sevdik.
Eger Ispanya'ya gastrotur yapacaksaniz, kesinlikle Bask bolgesi, Galicia rotada olmali. Ama favorin neresi diye sorarsaniz, kalbim Endulus'te benim :)
Bayan Epsilon kendi blogunda anlatmisti gezimizi gerci ama bir de benim agzimdan dinleyin San Sebastian'i. Gerci cok zaman gectiginden ve de su anda arada ogrenciler gelip gittiginden office hour sebepli bayan epsilon kadar iyi anlatamayabilirim ama :) Icimden sanki az lafli, bol fotolu bir post olacakmis gibi geliyor. Medyum muyum neyim, nasil da biliyorum blog sahibinin nasil bir post yapacagini :) Yoksa geyik damarim mi tuttu? O zaman kolay gelsin size okumakta, geyik halim cekilmez hic benim
Neyse
San Sebastian'la yagmurlu bir gunde tanistik, yagmurda guzellesen yesilin kokusunu icimize cektik. Sevdik. Zaten mavi ve yesilin birlestigi bir yeri sevmemek mumkun mu?
Asagidaki plajin adi Concha. Simdi bu kelime Ispanya'da midye kabugu gibi bir anlama sahip bir de kiz ismi falan, ama mr. l.'in memleketinde pek hos olmayan argo bir kelime :) Fotograftan adini nerden aldigi belli, degil mi?
Bu asagidaki heykeller de San Sebastian'in sembollerinden biri. Bakin soyle anlatilmis.
San Sebastian deyince en onemli seylerden biri de yemek. Ispanya'nin en cok michelin yildizina sahip restoranlari bu sehirde, mesela Arzak. Tabi biz ziyaret etmedik bu restoranlari.
Bu restoranlara gitmememis olmamiz birbirinden lezzetli yemekleri yemedigimiz anlamina gelmiyor tabi, bir cok pintxo yu afiyetle indirdik mideye! Bask yemekleri gercekten birbirinden guzel!
Uzun lafin kisasi, gittik, gorduk, yedik ve de cok sevdik.
Eger Ispanya'ya gastrotur yapacaksaniz, kesinlikle Bask bolgesi, Galicia rotada olmali. Ama favorin neresi diye sorarsaniz, kalbim Endulus'te benim :)
24 Nis 2013
Madrid'e veda....mi?
Dun bu sehrin en sevdigim mahallelerinden birindeydim. Hava piril pirildi, gunes icimi de isitiyordu, mutlu hissettim kendimi. Ustelik 23 Nisan'di, nese doluyordu insan.
Annem bayan epsilonla oldugundan, uzun zamandir ilk kez sucluluk hissetmeden bir kafede oturup dusundum.
Madrid'i sevmeye bir baharda basladim ben, gunesli gunlerde - neyse ki coklar- sehri sevdim. Aslinda bahar ve araba alisimiz ayni zamanlara denk geldi. Belki de okula giderken bir saat metro/tren yerine Castellana'da yeryuzunde gitmek, plaza de Colon ve Cibeles'e gunaydin demekti sevdiren Madrid'i bana bir bahar sabahi. Belki de o bahar sabahi Ispanya'daki burokratik islerimin bitmis olmasi, ya da aldigim psikolojik destekti, bilemiyorum.
Ama bir bahar sabahi sevdim ben Madrid'i, hem de tahmin ettigimden daha cok.
Ve dun, yine bir bahar gunu anladim Madrid'i de ozlenecekler listesine koyacagimi. En cok da baharini ozleyecegim Madrid'in. Kaldirimlara atilmis masalarinda kahve icmeyi, acelesizligini, birbirinden guzel binalarini, bildigim sokaklarda yurumeyi, leziz yemeklerini, pazarlarini, parklarini
Gelecek bahar yeni bir sehirde olacagiz, sever miyim oralari? kim bilir... Ama ozlenecek seyler listem kabariyor gitgide ve bu beni mutlu etmiyor. Bir sene sonra belki doneriz Madrid'e belki donmeyiz. Hayat her zaman bir belirsizlik yumagi olsa da bu belirsizlik de beni pek mutlu etmiyor...
Bakalim...
Annem bayan epsilonla oldugundan, uzun zamandir ilk kez sucluluk hissetmeden bir kafede oturup dusundum.
Madrid'i sevmeye bir baharda basladim ben, gunesli gunlerde - neyse ki coklar- sehri sevdim. Aslinda bahar ve araba alisimiz ayni zamanlara denk geldi. Belki de okula giderken bir saat metro/tren yerine Castellana'da yeryuzunde gitmek, plaza de Colon ve Cibeles'e gunaydin demekti sevdiren Madrid'i bana bir bahar sabahi. Belki de o bahar sabahi Ispanya'daki burokratik islerimin bitmis olmasi, ya da aldigim psikolojik destekti, bilemiyorum.
Ama bir bahar sabahi sevdim ben Madrid'i, hem de tahmin ettigimden daha cok.
Ve dun, yine bir bahar gunu anladim Madrid'i de ozlenecekler listesine koyacagimi. En cok da baharini ozleyecegim Madrid'in. Kaldirimlara atilmis masalarinda kahve icmeyi, acelesizligini, birbirinden guzel binalarini, bildigim sokaklarda yurumeyi, leziz yemeklerini, pazarlarini, parklarini
Gelecek bahar yeni bir sehirde olacagiz, sever miyim oralari? kim bilir... Ama ozlenecek seyler listem kabariyor gitgide ve bu beni mutlu etmiyor. Bir sene sonra belki doneriz Madrid'e belki donmeyiz. Hayat her zaman bir belirsizlik yumagi olsa da bu belirsizlik de beni pek mutlu etmiyor...
Bakalim...
2 Nis 2013
1 Nis 2013
Bayan Epsilon'a...
8 ay 13 gun oldu sen hayatimiza gireli... Seni beklermisim ben bunca yildir, bilmeden. Klise belki di mi bir annenin sozleri, klise de olsa boyleymis benim anne hallerim.
Senin gozlerinde mutlu oluyorum ben, senin gozlerinin icini gulunce, bir tebessum konuyor dudaklarima... Ispanyolca da bir onluk lazim diyorlar babana, yani senden bahsederken azinin suyu akiyormus, Turkce de bunu yemekler icin kullaniyoruz genelde, agzimin suyu akti diye. Ogreneceksin :)
Cok dil konusuluyor etrafinda, cok da degil aslinda 3 tane. Ve sen ucunu de merakla dinliyorsun, sen insanlari dinlemeyi seviyorusun, o kesin, ve onlari gozlemeyi. Babana benzemissin bu konuda, gozlemlemek en sevdigin sey.
Yuruyebilen cocuklar cok ilgini cekiyor, hayranlikla izliyorsun onlari, gozunu bile kirpmadan. Hareket etmeye cok heveslisin. Seni izlemek cok ama cok keyifli.
Sana ogretmek istedigim o kadar cok sey var ki. Oncelikle guclu olmayi ogretmek istiyorum. Ben istedigim kadar guclu degilim, ama sana ogretebilmeyi istiyorum. Ogretebileyim de hep kendi ayaklarinin uzerinde dur istiyorum. Sevmeyi zaten biliyorsun, onu hic unutma istiyorum. Hayatla ilgili cok sey var ogretmek istedigim sana, ama biliyorum kendin ogreneceksin bunlari birer birer. O yuzden en onemlisi sana ogretecegim, hep yaninda oldugumu-oldugumuzu bilmen. Ben senin siginacagin liman olmak istiyorum, sevildigini hep bildigin, hayatinda her an hic bir tereddit duymadan gelebildigin.
Biliyorum, gun gelip cok kavga da edecegiz, ama ben hep burdayim, bunu bil istiyorum. Her ne olursa olsun, seni hep sevdigimi, sevecegimi bil istiyorum. Sen bana bir insanin hayalimin otesinde sevilebilecegini ogrettin minik kizim. Seni cok ama cok seviyorum. Buraya yaziyorum ki bunlari, belki bir gun buyudugunde okursun, her zaman sevildigini bil diye.
Ilk gordugumde seni ameliyat masasindaydim, hic istemedim oyle olsun, ama sen daha inatci ciktin, ben ters durdum, donmem dedin, sezeryan oldu dogumun. Yesil perdenin ardindan gosterdiler seni, sonra hemen yanimda testlerini yaptilar, giydirdiler seni, omuzuma koydular. Gozlerin hep acikti, gozlerimin icine baktin direk, inceledin beni, ben de seni. Bu benim mi dedim, inanamadim. Bir de bakislarin ayni babandi minigim, icimden minik mr. l. cikti dedim.
Baban kapida bekliyordu seni, hemen ona goturduler, baba kiz konusurken siz, benim ameliyatim bitti. Sonra kisacik bir kac dakika icin birlestik ucumuz. Basta babanin girmesine izin vermeyen aneztezi uzmani birlestirdi bizi, sevdindik.
Sonra sen anneannenle tanismaya gittin, ben de dinlenmeye... Ayaklarini oynatabilince gideceksin odana kizinin yanina dediler, hic durmadan oylatmaya calistim ayaklarimi, bir saat sonra yanindaydim. Sen cok acikmis, her gordugunu emmeye calisiyordun. O kadar miniktin ki...
Beraber uyuyoruz geceleri, acikinca, sacimi cekerek uyandiriyorsun beni, sabah uyaninca da babani ve beni tekmelemeye basliyorsusun, ta ki biz uyanana kadar. Ikimiz de uyaninca gulumusemelere basliyorsun zafer edasiyla.
Insan nasil bir anne olacagini bilemiyor anne olana dek, sen beni mutlu bir anne yaptin.
Ben sevgi sozlerinin havada uctugu, cok sIk soylendigi bir evde buyudum, sen de oyle bir evde buyuyorsun, seni cok ama cok seviyorum.
13 Mar 2013
Bir hikaye
Oteki kahramanin adini bilmiyorum, belki okur bu blogda bir gun, sevinirim...
Ispanya'da cok Turk yok, ondan boyle seyler pek olmuyor. Tabi Madrid'in turustik yerlerinde gezerken bolca Turkce duyuyorum, o ayri.
Gecen hafta annemlerle Barselona'ya gittik, sansimiza hava yagmurlu. Biz de turstik otobuse atladik, oyle gezdik sehri. Ben alt katta icerdeydim, annemler yukarda. Derken 2 kiz gelip oturdu yanima, yari turkce yari Fransizca konusuyorlar...
Ben de kendi halimde telefonda ogrencilerin maillerini okuyorum, bayan epsilon'da uyuyor slinginin icinde. Derken kizlardan biri "cocugun burda ne isi var ya" dedi, benim nevrim dondu. Bu arada otobusdeki herkes Kayra'ya oyunlar yapiyor uyanikken falan, neyse. Ben de "bir daha sizden izin almadan gezmeyiz" dedim. Tabi kabahatten buyuk ozur "Turk oldugunuzu bilmiyorduk", bilsen ne olacakti ki...
Boyle de bir animiz oldu.
Bundan seneler evvel de bir benzerine tanik olmustum San Fransisco'da. Tabi o zaman bahsi gecen cocuk benim degildi :) Mr. l.'le geziyorduk, cable car'a binmisiz. Tabi ben mr.l. ile Ingilizce konustugumdan, ortamda Turk yok diye oldukca rahat konusan bir ciftle karsi karsiya oturuyoruz. Once adami biri aradi, anlatiyor, cok hastayim raporluyum falan diye, karsimda sevgiliyisle tatilde, neyse.
Cable car'da bir Alman cift var, iki cocuklu, ikisi de bir cocugu slingde tasiyor. Bizim ciftin bayan olani basladi, ya cocuklarla ne isleri var, bir de slinge koymuslar, nefes alamaz orda o cocuk. Ben de dayanamayip "size ne kardesim, adam cocugunu nasil tasiyacagini bilir" dedim. Onlarda laf kivirmislardi sokla. Sonra da indiler zaten.
Bu olaylardan cikarilacak sonuc, kimi insan cocugu olan eve kapansin diye bakiyor hayata. Bir de, bizde var sanirim bu cok, bu ayni kisim insanlar anne babalar cocugunu nasil tasinayacgini, nasil buyutecegini, ne zaman usudugunu bilmiyor saniyorlar...
Ispanya'da cok Turk yok, ondan boyle seyler pek olmuyor. Tabi Madrid'in turustik yerlerinde gezerken bolca Turkce duyuyorum, o ayri.
Gecen hafta annemlerle Barselona'ya gittik, sansimiza hava yagmurlu. Biz de turstik otobuse atladik, oyle gezdik sehri. Ben alt katta icerdeydim, annemler yukarda. Derken 2 kiz gelip oturdu yanima, yari turkce yari Fransizca konusuyorlar...
Ben de kendi halimde telefonda ogrencilerin maillerini okuyorum, bayan epsilon'da uyuyor slinginin icinde. Derken kizlardan biri "cocugun burda ne isi var ya" dedi, benim nevrim dondu. Bu arada otobusdeki herkes Kayra'ya oyunlar yapiyor uyanikken falan, neyse. Ben de "bir daha sizden izin almadan gezmeyiz" dedim. Tabi kabahatten buyuk ozur "Turk oldugunuzu bilmiyorduk", bilsen ne olacakti ki...
Boyle de bir animiz oldu.
Bundan seneler evvel de bir benzerine tanik olmustum San Fransisco'da. Tabi o zaman bahsi gecen cocuk benim degildi :) Mr. l.'le geziyorduk, cable car'a binmisiz. Tabi ben mr.l. ile Ingilizce konustugumdan, ortamda Turk yok diye oldukca rahat konusan bir ciftle karsi karsiya oturuyoruz. Once adami biri aradi, anlatiyor, cok hastayim raporluyum falan diye, karsimda sevgiliyisle tatilde, neyse.
Cable car'da bir Alman cift var, iki cocuklu, ikisi de bir cocugu slingde tasiyor. Bizim ciftin bayan olani basladi, ya cocuklarla ne isleri var, bir de slinge koymuslar, nefes alamaz orda o cocuk. Ben de dayanamayip "size ne kardesim, adam cocugunu nasil tasiyacagini bilir" dedim. Onlarda laf kivirmislardi sokla. Sonra da indiler zaten.
Bu olaylardan cikarilacak sonuc, kimi insan cocugu olan eve kapansin diye bakiyor hayata. Bir de, bizde var sanirim bu cok, bu ayni kisim insanlar anne babalar cocugunu nasil tasinayacgini, nasil buyutecegini, ne zaman usudugunu bilmiyor saniyorlar...
12 Mar 2013
33
Yas atladim dun. Ne guzel. 33 and fabulous diyorum kendi kendime. 33 tartismasiz da fabulous kismi kime gore neye gore tartismalari icerebilir :)
Evde, mr l. ve bayan epsilonla, bir de siparis edilen meksika yemekleriyle - evet, icinde cilantro ve aci olmayinca seviyorum meksika yemeklerini - gecirdik aksami. Guzeldi, hem de cok.
Basim goge ermedi tabi, ama uzun yillardir gecirdigim en sakin dogumgunuydu diyelim. Gecen sene buyuk bir parti vardi evde, ondan onceki sene Bilbao gezisiyle kutlamistik, ondan onceki sene de evlenmistim dogum gunumde, haliyle pek sakin degildi :))
Evde, mr l. ve bayan epsilonla, bir de siparis edilen meksika yemekleriyle - evet, icinde cilantro ve aci olmayinca seviyorum meksika yemeklerini - gecirdik aksami. Guzeldi, hem de cok.
Hayat iyi gidiyor, donemin bitmesine gun sayiyorum. Ogrencilerimle cok iyi bir iliski kuramadim bu donem, aklim bayan epsilonda olunca. Kendisi kucagimda su anda, bilgisayara atlamaya calisiyor, bir de neden skype/facetime kullanmadigimizi anlamaya :)
Gectigimiz hafta annemler burdaydi, ondan ciktim biraz depresif hallerden, iyi oldu yani. Haftaya pazartesi tatil, ondan sonraki hafta da bir hafta tatil - paskalya sebebiyle. Guzel...
Bu arada fotolarin yaziyla hic alakasi yok tabiki de. Artik biktim soguk - soguk derken 7-12 derece arasi havadan- bir de yagmurdan! Birisi buranin Ispanya oldugunu, bu kadar yagmur yagmamasi gerektigini hatirlattsin. Bir de bahar gelsin lutfen...
Ay bir de yazin ortasinda kis olan bir ulkeye mi tasinacaktik biz? Yok ya, ben soguk hava sevmiyorum.
Gönderen
b.
2 yorum:
Bu yayına verilen bağlantılar
Etiketler:
Guzel Seyler,
hayat,
oylesine,
ozel gunler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







