oylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mar 2015

Otobus

Hava sicak ama hafif bir esinti var, balkondayim, yanimda bir turk kahvesi, ah bitince biri olsa da baksa falima diyorum. Kulagimda kizimin kulakligi, Yagmur yagsa, uykum kacsa diyor Ezgi'nin Gunlugu....

Ogrencilik hayati walkmene yapisik gecen nesildenim ben. Lisedeyken evden cikardim, kulagimda walkmen - buyuk ihtimalle Ezgi'nin Gunlugu kaseti icinde- , sahilden caddeye yururudum, Goztepe Parki'nin yanindan, hava soguksa derdim icimden, ah bir GZ1 donse surdan da caddeye yurumeden binsem, hic gelmezdi, gelse de ben duraga yetisemezdim. Sonra ver elini Kadikoy. Orda Kosuyolu otobusu beklenecek...

O otobuslerde ogrendim, kulagimda walkmen, elimde kitabimla sirtimi kapiya dayayip gitmeyi, her Turk kizi gibi...

Kosuyolu duragina geldim mi cikardi walkmen, birer birer arkadaslar duserdi duraga, sabah sohbeti esliginde giderdik okula, okulumuza... Biraz gec kalmissak 8:05 otobusune kaldiysak yani, gec kagidi gerekecek mi diye bir heyecan vardi hayatimizda, gec kagidi, hey gidi gunler!!!

Otobus arkadaslarim vardi benim, okul bitip de duraga gitme vakti gelene kadar cok konusmadigimiz, otobuste ise hic susmadigimiz...

Kadikoy'e iki otobus vardi o zaman Kosuyolu'ndan, ikisi de ayri durakta. Iki durak arasi beklerdik kosede, otobuslerden birini gorunce kosardik duraga topluca... O zaman deseydi biri bana otobusun saatli gelme ithimali var diye, gulerdim, icten.

Bir de polo askim vardi o zaman, polo dediysem, seker yani! Hep olurdu yanimda, aksam otobuse binince cikartirdim, baslardim sormaya: Polo isteyen? Otobuste elden ele gezerdi hep. Seneler sonra, Madrid'de bir dukkanda gordum, o kadar cok almisim ki! Polo isteyen?

Okul donusu Kosuyolu-Kadikoy otobusu kalabalik olurdu cok, biz bindik mi insanlar belki aman nerden geldi bu gurultuculer diyordu, belki de ah ne guzel gencler, civil civil... Ben simdi gorunce mesela liselileri metroda, o gunlerim dusuyor aklima, yuzume bir tebessum konuyor, diyorum gencler ne guzel, civil civil...

Kosuyolu otobusleri Kadikoy'e Haydarpasa tarafindan gelir, tiklim tiklim. Inince otobusten Bogaz havasi sana iste, en guzeli. Carsiya ugrardik bir arkdasimla, hele soguksa hava! Kuruyemiscilerden leblebi alirdik, elimiz isinsin diye... Sen bilir misin nasil sicak olur o tazecik kavrulmus leblebi? Sonra buyuk karar asamasi gelir, caminin ordaki duraga mi gitmeli, yoksa dolmus duraklarinin ordaki ilk duraga mi? Biri daha az yurume mesafesi, birinde daha bos otobus... Ah Istanbul'umun otobusleri, nasil da dolu olur!

Arkadasim erken inerdi benden, o inince sohbet biter, kitabima gomulurdum. Kitap kaplamayi da o otobuslerde ogrendim ben, herkes merak eder, "siyasi" bulur kitabini, elestirir... Halbuki sen sadece okumak istersin, icinden cok sey gelir soylemek, soylemezsin...

Servise en son orta sondayken bindim, bak orta son diye bir sinif kalmadi artik! Binmek istemedim artik, dedim yeter, otobusle daha ozgurum. Kadikoy'e gelince Kosuyolu'ndan mesela, canim cekerse bir de bir arkadas ikna edersem, ver elini vapur, bir karsiya gecer gelirdik, vapurdan inmeden, sadece ruzgari hissetmeye icimizde, hava ruzgarliysa hele, Bogaz'dan bir kac damla da sicrar ya yuzune vapurda yan tarafta otururken, ah iste tam oyle hissetmeye...Giderken Topkapi'ya el sallayip, donuste kiz kulesine goz kirpmaya!

Ondandir iste, ben hic sikayet etmedim iki otobusle okula gitmekten, her gun selamliyordum Bogaz'i, kokusunu duyuyordum ya, daha ne olsundu! Hey gidi gunler!











12 Mar 2015

35

Dogmusum iste bir ilk bahar gunu, muhtemelen mart kapidan baktirirken. Hatirladigim en erken sey, anneanneme disim agriyor diye yalan soyledigim, bebek aspirini yemek istemistim oysa ki, onun bebe asprini bulamayisi, normal aspirinden bir parca vereyim diye iceri gidisi sirasinda masanin ortasinda duran cantayi alip icinden onun pembe tansiyon haplarini bir cirpida icisim. Neden geldi aklima bilmiyorum, ama geldi iste.

Sonrasina dair hatirladigim bir hastane odasi, orda yatarken annemin panik halinde odaya girisi, bir de miden yikandi demeleri, benim midemi geri koysunlar, nasil yikamislar diye dusunmem

Yas 2, Kayra'dan kucugum!

Sonra teyzemin kiziyla kavgalarimiz. Onun bu cizgi film sadece bizim televizyonda yayinlaniyor inadina benim "counter example" sunmam! Ispat yapmayi sevecegim belliymis.

Sonra boluk porcuk bir cok ani. Kardesmin gelisi, tasinilan yeni evler, anneanne ve dede ile gecirilen guzel gunler. Kotu bur gunden de bahsedesim varla yok arasi, yoku seciyorum ondan

Kardesim, sanki sadece benim, cok sevdim, severim. Onunla her gun cok kavga ama daha cok sevgi dolu gecen gunler

Ilk kalp agrisi sonra, sevmisim bir cocugu, ama saniyorum ki hayatimin aski o, o olmasa ben yasamam. Biliyor, ama umrunda degil beyefendinin! Sonra yakin bir arkadasimla cikmasi, kizin gozumun icine sokmasi. (Hey 13 yasindaki kendim, salla la, valla degmez!) Dilimde bir turku, "ben sevdim eller aldi, baba ben olmus muyem?" Duygular tam gaz yasaniyor 13 yasinda. Ilk askim sair yapti beni, her gece yazdim, durmadan, guzel de yazdim ama...

Simdi bak bunu yazdim, icime bir sey oturdu, 13 yasindaki cocugun derdi bu olmali, 14 yasinda biber gazindan komaya sokulmak degil! Ah Berkin!

O 13 yasindaki asktan sonra kim oldu dedim, 15imdeki erkek arkadasim, ah pek bir gereksiz biriydi, hadi evlenelim dedi bana, oha dedim neyse ki, evlenmedim yani :) Bu adam bir de ilk askima yazdigim siirleri aldi, sakladi, ne oldu bilmiyorum. Bu beni bir halt yapmadi, sevmemisim demek ki o kadar :)

Ben platonik asklarin insaniydim galiba, sonra of bir asik oldum ne siz sorun ne ben soyleyelim. Bir okuze tutuldum yine, seviyorum uleeen diye bagirasim geliyor! O sirada beraber paneller falan hazirliyoruz lisede. Ben guzel siir okurum, hep soylerler. Bir Istanbul gosterisi hazirliyoruz, bir siir var, Istanbul'a dair. Herkes diyor ki sen oku, yok olmuyor. Cocukla baska siniflardayiz cunku, ve siir de diyor ki "bir zil sesi duyuluyor ve sen gidiyorsun", aradim bulamadim simdi bak siiri. Ama oyle diyor ya siir, cocuga bakmadan okuyamiyorum, cok derinden vuruyor bana, herkesle tartisiyorum ve okumuyorum o siiri, okuyamiyorum. Boyle bitiyor bu ask hikayesi, lise bittiginde benimle her seyi konusyor "adam" yok diyor, ben yapamadim, cesaret edemedim, simdi de sen gidiyorsun. O benden cocuk, neye cesaret edecekse! Yazdiklarini gosteriyor bana dair, yazik ettim diyor. Evet diyorum, ettin! Bir daha da gormuyorum, yillar sonra unlu sosyal medya sitesinde karsilasincaya kadar.

Uzun iliskim basliyor sonra, hayallerimin okuluna gidiyorum, orda en olmayacak insanla! Yavas yavas basliyor psikolojik eziyetleri, zaman geciyor, alisiyorum, normal saniyorum. Beni seviyor, evet, ama cok cok kisitliyor, her seyime karisiyor, kiskanclikta ustune yok! 6 sene suruyor dile kolay! Niye dayandim, bilmiyorum, cocukluk biraz, biraz da duygusal siddet iste, kolay olmuyor etkisinden cikmasi. Ondan kurtulmak icin baska sehre kaciyorum, biraz bilincli, biraz bilmeden. Onsuzluk bana iyi geliyor. Bittiginde kendime diyorum, iki secenegin var, istersen zerre takmazsin, istersen uzulursun! Bir sure zerre takmiyorum, ama gercekten, kendimi kandirmadan, sonra ne kadar guclu oldugum sasirtiyor beni, cokuyorum, korkuyorum kendimden.

Geciyor, her sey gibi, bu aliskanlik da geciyor, psikolojik baskidan kurtulunca vay be diyorum, hayat varmis. Bundan sonra uzun iliski yok bir sure diyorum, keyfime bakacagim...

Diyorum demesine de iste tam o noktada ilk "date" ettigim adamla 10 senedir beraberim, ha pisman miyim yok, degilim zerre kadar. Mutluyum.

Ama sende de olur mu bilmem, ben mutlulugu cok sorgularim, yani nedir bu mutluluk, fonksiyon olsa neye benzer? limiti nasil? Yani ne bileyim, pozitif bilimde bir degisken olsa aciklamak cok kolay, ama bu sosyal bilimler beni geriyor bazen! Bak ilk askimin sair yaptigi ben , 35imde ne haldeyim! Ama oyle iste, nasil bir sey bu mutluluk, bir olcusu var mi?

Nasil ask hayatimi yazmaya dondum bilmiyorum ama oyle oldu iste bugun! Dun 35 oldum ben, omrun yarisi mi hepsimi hici mi bilemiyoruz iste. Bilmemek daha iyi bazen. Neyse ne, 35 diyor takvim simdi, bayan epsilon, ki artik epsilonu buyuk aliyoruz, iyi ki dogudun anne diyor, kek susluyor bana, ama susleri ben yerim sen sakin yeme diyor.

Hayat bazen cok basit, bazen cok karmasa oluyor, ve biz hepsine alisiyoruz, Nazim'in dedigi gibi "insanoglu bir sivi gibidir, girdigi kabin seklini alir, butun gucu de gucsuzlugu de burdan gelir" Di mi Nazim Usta?

Bak bir de 35 yas siiri/sarki sozu kendime bir de en derin eski askim Istanbul'a gelsin, bu kadar ask yazdik, ona da bir pas atamak lazim Abbas!


dönmek, mümkün mü artık dönmek
onca yollardan sonra
yeniden yollara düşmek

neresi sıla bize, neresi gurbet
al bizi koynuna ipek yolları
üstümüzden geçiyor gökkuşağı
sevdalı bulutlar, uçan halılar
uzak değil dünyanın kapıları

neresi sıla bize, neresi gurbet
yollar bize memleket

gitmek, mümkün mü artık gitmek
onca yollardan sonra
yeniden yollara düşmek

neresi sıla bize, neresi gurbet
rakılı akşamlar, gün batımları
çocuk gibi ağlar yaz sarhoşları
olmamış yaşamlar, eksik yarınlar
hatırlatır herşey eski aşkları

neresi sıla bize, neresi gurbet
yollar bize memleket








26 Mar 2014

Bulut gecti gozyaslari kaldi cimende*



Ve kulagimda yine Zuhal Olcay, aynalar  diyor. Ben nedense bu sesi duydugumda yazma aski ile doluyorum Istanbul’a dair. Belki de Yeditepe Istanbul yuzunden cagrisim yapiyordur, bilemedim. Cok severdim o diziyi, bir de Sasifelek Cikmazi’ni. Onda Zuhal Olcay yoktu ama…

Icimdeki huznu besliyor Zuhal Olcay’in sesi. Icimdeki huzun bazen mutlu ediyor beni, yani huzunle ozleyecek kadar sevdigim seyler oldugu icin. Istanbul’um basinda tabi bunlarin. Canim. Insan bir sehre canim der mi bilmiyorum, ama diyorum iste. Istanbul benim cocuklugum, babamin elinden tutup kiz kulesine gidisim, urkek urkek ilk defa karsiya tek basima gecisim, vapurun yan tarafina oturup. Sonra diyorum, tekrar otursam vapurun yamacina, ayaklarimi dayasam demirlere, elim ususe, bir cay/oralet alsam, elim ince belli bardakta isinsa, sonra ben, benlige dalsam. Haydarpasa gorunse, el sallasam. Uskudar’dan gecerken Harem’i gorsem, Salicak’taki evlere el sallasam. Kiz kulesi desem, bogaz desem. Istanbulum gulse, ususek beraberce, bir de sahlep icsem bol tarcinli. Ben olsam, sehrimde kalsam, kimse konusmasa biran icin, ve ben sadece kendimle basbasa kalsam. Bogaz dalgalansa, hos geldin dese bana, ve ben martilari selamlasam. Kadikoy dalgakiranda olsalar hepsi. Vapur Besiktas’a yaklassa, ve ben inmesem, geri donsem Kadikoy’e. Insem vapurdan, Akmar’a yurusem, kirtasiyelere girip icime ceksem kokularini, Kadikoy carsinin ara sokaklarindan Bahariye ye ciksam, arabalar gecerken duvarlara yapissam, firindan simit alsam elime, Bahariye’ye gelince Moda’ya cevirsem yonumu, iskeleye gitsem, sahilde dolassam, moda sokaklarinda kaybolsam. Camdan bakan teyzeye selam versem, ben olsam. Sahilde cay bahcesine oturup bir kahve icsem, sonra fincanimi kapasam, kendi falima kendim baksam, karanfil satan, muthemelen benden genc kiz, ben bakayim falina derken. Ondan fal degil de karanfil alsam, ellerim yine ususe, o urpeti beni “canli” hissettirse. Sonra Kadikoy carsiya cevirsem yolumu yine, kuruyemiscileri gorsem, leblebi kavururken. Alsam bir paket. Elimi o sicak leblebi kasesine soksam, icimin urpertisi dursa bir anligina, sadece bir anligina ama, ve ben Istanbul’u ceksem icime! Otobus duraklarina cevirsem yonumu, bir tahinli corek alsam ordaki firindan, evde yemege, lisedeyken yaptigim gibi. Eve gitsem, sahil yolundan. Annem cay demlese, ben tahinli coregi bir tabaga koysam, yesek, kesmeden. Her sarmalini kopararak elimizle. Sohbet etsek gunluk seylerden, sanki ben orda yasarmisim gibi. Dedik ya orda yasarmisim gibi diye, mutfagima girsem, kardesimi arasam, yemek yaptim, bu aksam bize gel diye. Ne buyuk bir luks bilir misin sen, insanin kardesini yemege cagirabilme ihtimalive hayat bana yemege cagirabilecek bir kardesim olmasi ile mutlu olabilmeyi ogretti, mutluyum.

Istanbul benim cocuklugum, ailem, ergenligim, uzaktaki sevgilim, ah dedigim, ah orda olsam diye ozledigim…

Bulut gecti gozyaslari kaldi cimende
Gul rengi sarap icilmez mi boyle gunde
Seher yeli eser yirtar etegini gulun
Gule baktikca cirpinir yuregi bulbulun*
Serefe!

*:Siir Hayyam’in, ben kimin sesinden severim hadi bir tahmin et bakalim.

19 Mar 2014

İçimden yazmak geliyor da

içime atıyorum içimden gelenleri geri.

İş durumum karışık bu aralar, welcome.to.south.america şeklinde hükümet değişince bütün resmi kurumlarda değişimler başladı, ben de ne zaman istifa et diyecekler diye bekliyorum her gün. Ha bugün, ha yarın, ha daha da yakın. Bir sürü olay olurken yurdumda işimden şikayet etmek de gereksiz geliyor ya!

Bayan epsilon tüm gücü ile gece uykusunu protesto ediyor. Dün gece saat üçte mesela "anne vamos" diyerek uyandırdı beni, hadi kalk oyun oynamaya gidelim diyor aklınca, yarı Türkçe yarı Ispanyolca. Sonra oyun oynadık, pilav diye tutturdu, yedi, sonra papa diye, onu da uyandırıp oynadı biraz. Hem şikayet ediyorum hem de seviyorum bu gece uyanmalarını...

Aranızda çok dilli çocuk yetiştiren var mı acaba? Zevkli oluyor aslında onların konuşmalarını dinlemek, daha geç konuşuyorlar kesinlikle. Okulda ve babasıyla Ispanyolca, benimle Türkçe, mr l. ile ben hala aramızda İngilizce konuşuyoruz, onu da duyuyor evde yani. Çorba gibi. İngilizce anliyor mu pek emin değilim. Eski yuvada arada İngilizce konuşuyordu bir öğretmen, bayan epsilon tek anlayan gibi görünenmiş, diğer çocuklar Şili'li olunca. Şimdi daha uluslararası bir okulda, çoğu çocuk yabancı, ben daha memnunum. Bu yaşta çocuklar biraz acımasız olabiliyorlar çünkü, farklı olana karşı. Türkçe burda azınlık bir dil tabi, son nüfus sayımına gore ülkede 300 civarı Türk var, düşünün. O yüzden bana çok iş düşüyor. Şimdilik söylediği Türkçe kelimeler: anne, baba, dede, anneanne, mama, meme, ağaç, çiçek, ayı, ay, bebek, bez, bak, gel, evet (si ve noyu tercih ediyor). Bir de beşe kadar sayıyor ama şöyle: bi ü ü ü beee. Çok ama çok keyfi eserse "Papa/anne bak havhav" diyebilir. Anlamaya gelince onda ne dersen anlıyor da işine gelirse yapıyor cadı. Bir de şimdi farkettim, evet ve baba dışında Türkçe ve İspanyolca kelimeleri farklı. Belki fark etmedi henüz başka diller olduklarını...

17 Eki 2013

Bir kaplumbaga hikayesi

Gunlerden bir gun, guzeller guzeli bir kaplumbaga cocuklarina yemek bulmak icin yollara dusmus. Derken birden bire cok yagmur yagmaya baslamis, gok gurlemis. Bizim kaplumbaga korkudan kabuguna siginmis, yagmurun dinmesini beklemis.

Tam yagmur bitmis, yola dusmus, bu sefer de gum gum gum diye sesler duymus, urkmus. Neler olabilir bana diye korkmus, kabuguna siginmis.

Peki sizce bu kaplumbaga gidecegi yere varabilmis mi? Bilmiyorum. Ama geciktigi kesin en iyi ihtimalle.

Niye yaziyorum bunlari diye soracak olursaniz, bekledigim telefon gelsin diye kalbim gum gum atarak telefonun karsisinda oturuyorum, yapmam gereken isleri askiya aliyorum, ve bir nevi kabuguma cekilip bekliyorum da ondan.

En azindan farkina vardim, en azindan simdi beklemek yerine bir seyler yapmaya calisiyorum!

Ben gidip bir sinav hazirlayayim, siz de kendinize iyi bakin olur mu?

P.S.: Yakinda Sili gezi fotolari gelecek, soz :)

8 Eki 2013

Merhaba

Iki ayda bir yazi yazan bendenizi takip eden birileri kaldi mi acaba?

Buralara bahar geliyor, ama oldukca yavas, iki gun yaz, iki gun kis seklinde bir bahar yasiyoruz. Ben hala alismaya calisiyorum. Kafamin en derin yerinde bakici/kres sorunsali oturuyor. Kimseleri begenmiyorum, ama bu benim secici olmamin cok otesinde bir begenmeme durumu.

Annem yanimda, iki hafta sonra donecek, ne gerek var diyorum, kalsin burda. Ispanyolca da bilmiyor, goturmeyiveririz hava alanina, olmaz mi :)

Onun disinda biraz depresif hallerdeyim, her sene bu aylarda oyle oluyorum galiba. Bunyem kisa hazirlaniyor, ama yaz gelecek. Hayat ne garip, mevsimler falan...

Yarin ve persembe icin yapmam gereken bir suru sey var, procrastinatingin kitabini yazmisim gibi hissediyorum. Annem demin yardim edecegim bir sey var mi diye sordugunda kendisini yarinki toplantiya gitmeye veya sinav hazirlamaya ikna etmeye calistim ama yemedi.

Demin neleri ozledigimi dusundum, depresyonum artti. Sili'de beyaz peynir yok arkadas ya! Yani keci-koyun karisimi dandirik feta bile yok! Ben beyaz peynirsiz devre disi kaliyormusum, onu anladim. Kendimi peynir yapimina adadim. Sonuc: beyaz ve peynir olan bir sey cikti ama hadi bakalim...

Esyalar hala gelmedi, yarin Sili'ye giris yapacaklarmis, cok uzun surdu cok, ordan da eve ne zaman gelir bekleyip gorecegiz artik.

Neyse, ben gidip kendi halimde depresif takilayim, sizin de basinizi agritmayayim.

Sevgiler,

24 Nis 2013

Madrid'e veda....mi?

Dun bu sehrin en sevdigim mahallelerinden birindeydim. Hava piril pirildi, gunes icimi de isitiyordu, mutlu hissettim kendimi. Ustelik 23 Nisan'di, nese doluyordu insan.

Annem bayan epsilonla oldugundan, uzun zamandir ilk kez sucluluk hissetmeden bir kafede oturup dusundum.

Madrid'i sevmeye bir baharda basladim ben, gunesli gunlerde - neyse ki coklar- sehri sevdim. Aslinda bahar ve araba alisimiz ayni zamanlara denk geldi. Belki de okula giderken bir saat metro/tren yerine Castellana'da yeryuzunde gitmek, plaza de Colon ve Cibeles'e gunaydin demekti sevdiren Madrid'i bana bir bahar sabahi. Belki de o bahar sabahi Ispanya'daki burokratik islerimin bitmis olmasi, ya da aldigim psikolojik destekti, bilemiyorum.

Ama bir bahar sabahi sevdim ben Madrid'i, hem de tahmin ettigimden daha cok.

Ve dun, yine bir bahar gunu anladim Madrid'i de ozlenecekler listesine koyacagimi. En cok da baharini ozleyecegim Madrid'in. Kaldirimlara atilmis masalarinda kahve icmeyi, acelesizligini, birbirinden guzel binalarini, bildigim sokaklarda yurumeyi, leziz yemeklerini, pazarlarini, parklarini

Gelecek bahar yeni bir sehirde olacagiz, sever miyim oralari? kim bilir... Ama ozlenecek seyler listem kabariyor gitgide ve bu beni mutlu etmiyor. Bir sene sonra belki doneriz Madrid'e belki donmeyiz. Hayat her zaman bir belirsizlik yumagi olsa da bu belirsizlik de beni pek mutlu etmiyor...

Bakalim...




2 Nis 2013

Goog.le Read.er sorunsali...

Cok seviyordum ben, ne demeye gidiyor acaba?

Simdi feedly'ye gectim ben, sizler ne yaptiniz?

13 Mar 2013

Bir hikaye

Oteki kahramanin adini bilmiyorum, belki okur bu blogda bir gun, sevinirim...

Ispanya'da cok Turk yok, ondan boyle seyler pek olmuyor. Tabi Madrid'in turustik yerlerinde gezerken bolca Turkce duyuyorum, o ayri.

Gecen hafta annemlerle Barselona'ya gittik, sansimiza hava yagmurlu. Biz de turstik otobuse atladik, oyle gezdik sehri. Ben alt katta icerdeydim, annemler yukarda. Derken 2 kiz gelip oturdu yanima, yari turkce yari Fransizca konusuyorlar...

Ben de kendi halimde telefonda ogrencilerin maillerini okuyorum, bayan epsilon'da uyuyor slinginin icinde. Derken kizlardan biri "cocugun burda ne isi var ya" dedi, benim nevrim dondu. Bu arada otobusdeki herkes Kayra'ya oyunlar yapiyor uyanikken falan, neyse. Ben de "bir daha sizden izin almadan gezmeyiz" dedim. Tabi kabahatten buyuk ozur "Turk oldugunuzu bilmiyorduk", bilsen ne olacakti ki...

Boyle de bir animiz oldu.

Bundan seneler evvel de bir benzerine tanik olmustum San Fransisco'da. Tabi o zaman bahsi gecen cocuk benim degildi :) Mr. l.'le geziyorduk, cable car'a binmisiz. Tabi ben mr.l. ile Ingilizce konustugumdan, ortamda Turk yok diye oldukca rahat konusan bir ciftle karsi karsiya oturuyoruz. Once adami biri aradi, anlatiyor, cok hastayim raporluyum falan diye, karsimda sevgiliyisle tatilde, neyse.

Cable car'da bir Alman cift var, iki cocuklu, ikisi de bir cocugu slingde tasiyor. Bizim ciftin bayan olani basladi, ya cocuklarla ne isleri var, bir de slinge koymuslar, nefes alamaz orda o cocuk. Ben de dayanamayip "size ne kardesim, adam cocugunu nasil tasiyacagini bilir" dedim. Onlarda laf kivirmislardi sokla. Sonra da indiler zaten.

Bu olaylardan cikarilacak sonuc, kimi insan cocugu olan eve kapansin diye bakiyor hayata. Bir de, bizde var sanirim bu cok, bu ayni kisim insanlar anne babalar cocugunu nasil tasinayacgini, nasil buyutecegini, ne zaman usudugunu bilmiyor saniyorlar...

12 Mar 2013

33

Yas atladim dun. Ne guzel. 33 and fabulous diyorum kendi kendime. 33 tartismasiz da fabulous kismi kime gore neye gore tartismalari icerebilir :)

DSC_0142

Basim goge ermedi tabi, ama uzun yillardir gecirdigim en sakin dogumgunuydu diyelim. Gecen sene buyuk bir parti vardi evde, ondan onceki sene Bilbao gezisiyle kutlamistik, ondan onceki sene de evlenmistim dogum gunumde, haliyle pek sakin degildi :))

Evde, mr l. ve bayan epsilonla, bir de siparis edilen meksika yemekleriyle - evet, icinde cilantro ve aci olmayinca seviyorum meksika yemeklerini - gecirdik aksami. Guzeldi, hem de cok.

DSC_0851

Hayat iyi gidiyor, donemin bitmesine gun sayiyorum. Ogrencilerimle cok iyi bir iliski kuramadim bu donem, aklim bayan epsilonda olunca. Kendisi kucagimda su anda, bilgisayara atlamaya calisiyor, bir de neden skype/facetime kullanmadigimizi anlamaya :)

DSC_0124

Gectigimiz hafta annemler burdaydi, ondan ciktim biraz depresif hallerden, iyi oldu yani. Haftaya pazartesi tatil, ondan sonraki hafta da bir hafta tatil - paskalya sebebiyle. Guzel...

Bu arada fotolarin yaziyla hic alakasi yok tabiki de. Artik biktim soguk - soguk derken 7-12 derece arasi havadan- bir de yagmurdan! Birisi buranin Ispanya oldugunu, bu kadar yagmur yagmamasi gerektigini hatirlattsin. Bir de bahar gelsin lutfen...

Ay bir de yazin ortasinda kis olan bir ulkeye mi tasinacaktik biz? Yok ya, ben soguk hava sevmiyorum.

24 Ara 2012

"The difference between men and boys

...is the price of their toys" demis birisi, ben demedim, ama guldum. Tabi bunu bir tekneye yazilmis olmasi da guldurmus olabilir yuzumu, dedim dogru.

Depresif havalari dagitalim biraz. Dun aksam ne yedim biliyor musunuz? Ev yapimi icli kofte, hem de Arjantin'de hem de bir Bolivyali tarafindan yapilmis! Sofrada gorunce sasirdim bi haliyle! Eskiden bir Turk ailenin yaninda calisiyormus, ogretmisler yapsin diye, o da bana da yapmak istemis.

Ben a ne guzel eline saglik diye gotururken icli kofteleri, Arjantinli mr. l. demesin mi guzel ama disi cok kalin, bulgurunu daha ince acmak lazim diye :) Zaten artik ayran ve tursu suyu da seviyor, islem tamam :)

Icli kofteden gidelim, bir arkadas soylemisti bir restoranin Ingilizce menusunde icli kofte "sensitive meatballs" diye cevrilmis, her icli kofte yedigimizde - sanki hergun yiyoruz- mr. l. hatirlatip guluyo... Diyorum yanlis degil, pek tikkatli olmak lazim icli kofteyle, saka degil o is :)

Yarin aksam yolculuk var, Arizona'ya geri donus. Bayan epsilon iyi ucsun, kulaklari acimasin, aglamasin ucaklarda. Daha bileti alinmis 4 ulkeler arasi yolculugu var -yarini da sayarsak- onumuzdeki bir ay icinde. Onlar bitsin, bi bebekle seyahat yazisi yazarim artik :)

Mayis ayindan beri yaz yasiyorum, Madrid yazi, Arizona sicagi, Buenos Aires yazi derken, denize de havuza da girmedim hic. Ayip yani, di mi ama? Hala kilolar duruyo da hic bikini icine giresim yok ondan sanirim.

Bir de fark ettim ki -evet bu yasimda farkina vardim- guney yarim kurede okul yili-akademik yil kavrami yok,  adamlar subatta-martta baslayip aralikta bitiriyo okulu, haliyle seneye dedikleri cidden seneye oluyo, eylul degil.

Bir de bu kacinci gelisim buralara, hala sifonu cekince su ne tarafa donuyo geyiginden habersizim, Kuzey yarimkurede ne tarafa donuyo ki, bi cekip bakiverin benim icin :)

Bi de biz milletce cok titiziz ya, hadi ben manyagim da evlerimiz bal dok yala buralara gore :)

Bir de madem geyige bagladim, ben kucukken boyle filmlerde falan eve ayakkabi ile girenleri gorunce derdim ki ulan sokaklari nasil temiz ki eve giriyorlar, herhalde her gun camasir suyu ile yikaniyo o sokaklar :) Artik icime tuz ruhu kacmis herhalde, ne bileyim...

4 Ara 2012

Bilgisayarimi temizlerken...

Bilgisayaimi degistirdim, eskiden yeniye gecis yapilirken belgeler de aciga cikiyor tabi. Asagidaki yaziyi bulfum 2009 Agustos ayinda yazilmis, ucakta. 3 seneden fazla gecmis uzerinden.

Bir suru sehrin uzerinden ucarken…

Ne demeli, ne yapmali bilmiyorum, ama hastalik oldu bende bu yeniden…surekli yazmak istiyorum. Belki de korkuyorum eve gidince yazmayacagim diye tekrardan. Surekli ama surekli yazmak istiyorum. Ben bu seviyorum sanirim, hem de cok!

Kisa bir oyku yazmak istiyorum, ama giris, gelisme, sonuc yok daha. Nasil baslasin bilmiyorum. Bir baslasam aslinda gerisi gelecek, ama daha konusu belli degil. Ask ustune mi olsun, diyorum sonra vazgecip, farkindalilik uzerine olsun diyorum, zihinsel farkindalilik. Sonra aklima baska bir fikir geliyor, diyorum ki cesaret uzerine olsun. Kararsizim, biliyorum. 

Bir de diyorum ki, aklima geleni yazayim. Kasmayayim, yok oyku olsun diye.  Mesela su an, ucaktayim. Koridor tarafinda karsimda duran minicik bir bebek var. 2 aylikmis. Annesiyle yalniz seyahat ediyorlar, annesinin dizlerinde yatiyor, Yuzu bana donuk. Cok sevimli. Elleri minicik, upuzun, incecik parmaklari var. Gozlerini annesinden ayiramiyor. Anne-cocuk bagi boyle basliyor demek ki.
On koltugumda baska bir anne var, iki cocugu ile seyahat ediyor, onun cocuklari daha buyuk 5-6 yaslarinda gibiler. Ucak insane dolu, her biri herhangi bir yere gidiyor olabilir. Her birinin yasami, yasamdan beklentileri baska. Herkesin bir beklentisi de olmak zorunda degil ya gerci. Bazen dunyada insan sayisi kadar dusunce var gibi geliyor, bazen de herkes birbirine cok benziyor gibi. Hangisinin dogru oldugunun da bir onemi yok gerci. 

Ben ne bekliyorum hayattan? Bilmiyorum, bir sey beklemiyorum sanirim. Benim icin bu etkili oliyor. Ben oyle yaptim hayatla anlasmami. Bir sey beklemizken insan, ufak seyler bile cok mutlu edebiliyor onu. Veya ne bileyim, neden bu olmadi diye uzuluyor, cunku olmasini beklemiyordu zaten. Olmasini beklemiyordu derken, olumsuz, karamsar bir hava yarattim gibi oldu. O degil demek istedigim. Kesin olacak demek yerine olacak mi olmayacak mi bilmiyorum seklinde yaklasmak olaya. Sonra olursa mutlu olmak, ama olmazda karalar baglamamak.

Bilmiyorum neden boyle oldum ben. Ustelik hep hedeflerin olsun, yuksek hedefler sec kendine denen bir ailede buyudum. Ben hedef secmek istemiyorum, sadece elimden geleni istedigimde yapiyorum.  Demek istedigim, doktora bitiyor degil mi? amacim doktorayi bitirmek benim, sonra ne bileyim, bilmem ne universitesinde ise girmek degil. Tabiki isterim ama olursa olur, olmazsa olmaz. Benim tek hedefim, o da hedef sayilirsa, mutlu olmak. Nerde ve nasil olursa olsun. Doktora bitince de nerde ise girebilirsem orda girecegim ise, simdiden dusunmenin, plan yapmaya calismanin bir anlami yok. Bir suru yere basvururum muhtemelen. Onlardan da kim Kabul ederse artik, o zaman dusunurum, simdiden buna kafa yormanin anlami yok. Madem yok, o zaman niye yaziyorsun diyebilrsin tabi. Herkes bunu soruyor bana da, yani doktora bitince ne yapacaksin sorusunu. Ondan. Yine de yazilmasa da olur tabi.
Herneyse…

Bakalim neler degismis... Ucaktaki iki aylik bebekten bahsetmisim, annesine bakiyor surekli diye, benim de guozlerimin icine bakan bir bebegim var artik, 3 sene once aklimda olmayan bir seydi bu. Ve hayir, anne cocuk bagi 2 aylikken golzerine bakarak olmuyormus, ondan cok cok once baslarmis, ogrendim.

Doktora bitti, yukardaki yazidan bir sene sonra, ise de girdim. Hatta yeni is ariyorum, hedef hala mutlu olmak. Belirsizlikler ayni su anda bende, dedim ya is ariyorum, is ariyoruz aslinda, hayat karisik. Sanki 2013 yazi Ispanya'ya veda yazi olacak gibi duruyor simdilik, bakalim. Seneye bu zamanlar nerde nasil olacagiz bilmiyorum, ama umarim mutlu ve saglikli oluruz.

Arizona gunleri yavas yavas bitiyor, Madrid'e donus gunu yaklasiyor, istiyor muyum gitmek, bilmiyorum.

Bir seyler degisiyor, ve ben inatcilasiyorum. Sadece bayan epsilonla mutlu olmak istiyorum, o saglikli olsun istiyorum. Ispanya'dan biktim ayrilmak istiyorum, ama ayni zamanda baska bir yere de gitmek istemiyorum. Simardim ben simardim...

Bir de anneannemi coook ozledim ben, kizimi gorup seviyordur bir yerlerden, degil mi?

25 Eki 2012

kisa kisa

Bugun markette alisveris yaparken bir kiz gordum, icimden bu Turk dedim birden. Bayan epsilon da benimleydi haliyle, ergobaby de tasinmaktaydi. Disarda hava 31 derece diyordu araba biz markete girmeden. Neyse, bu kiz bana yaklasti ve ne derse begenirsiniz... "I hope she is not cold" dedim, tamam bu Turkmus :) Cok sinirlendim birden, ilk defa basima geliyor da! Kiza "no" deyip gittim, sonra da dedim niye kizmadim kendisine diye :)

Onun disinda gunler bayan epsilonla geciyor, bazen hala inanamiyorum anne olduguma :) Burda bir arkadasima soylememisim hamileligi fln, surda bahsettigim arkadas, o da tepki gosterdi tabi, bir anda olmus bir sey degil, soylemek icin 9 ayin vardi diye, hakli :) Ama bayan epsilon cok sevdi kendisini.

Madrid Turkiye'ye cok cok daha yakinken, Madrid'de bazi seyleri -mesela bulgur- bulmakta zorluk cekerken, burda herseyi bulmak cok guzel :) Tabi Arizona'daki Turk sayisinin butun Ispanya'dakinden cok fazla olmasiyla baglantili olabilir bu durum. Ama Madrid'deki Turk restorani hepsine bedel, cok guzel coook! Kendisinden hamileyken haberim olmasi da hayatimi oldukca kolaylastirmistir :)

Hazir Arizona'dayken niki.ta ile gezilere baslasak daha sIk diyorum, biraz kaktus, dag fotosu fln ceksem.

Ha, unutmadan, yarin bayram! Kutlu, mutlu olsun. Pazartesi de bayram, o da kutlu mutlu olsun.












16 Eki 2012

A.Z. az aaazzz


Madrid'de soguklar baslamis, peh! Buralarda hava hala guzel oldukca, memnunum! Iphone disinda fotograf cekmeye basladim tekrardan, memnunum!


DSC_0840


Tek bir sorun var ki, evin erkegi foto cekmeyi pek sevmediginden, elimizde kendisinin bayan epsilonla cok guzel fotograflari mevcutken, benim yok...


DSC_0851

Haftasonu buralara 3 aylik yolculugumuzun ana sebebi olan konferansi vardi mr. l'in. Onun bolumunde, eski ogrencilerin reunion konferansi idi. Konferans kapanis yemegine biz de katildik bayan epsilon ile. 6 senemizi beraber gecirdigimiz insanlarin bir kismini gormek cok guzel oldu 2 sene sonra, keske bizim bolumde de olsa! Ama benim advisor akademiyi biraktigindan zor artik...

Herkesin azinda ortak bir cumle, "Arizona'yi ozleyecegimi hic dusunmezdim" :))) 


DSC_0839

Bu Fotograflar evin dibindeki parktan, Kayra Arizona ile tanisiyor yavastan, sevip sevmedigini bilemiyoruz tabi, kendisi de pek farkinda degil :)

Simdilik gayet memnunum burda olmaktan, musteri hizmetleri konusuna girmuyorum bile, insanlar inanmakta zorluk cekiyor ama Ispanya'da musteri hizmetleri prensipleri soyle:

1. Her zaman sen suclusundur
2. Musteri hizmetleri sorumlusu seni azarlama hakkina sahiptir
3. Beni ne azarliyorsun dersen, bir ust duzeyle gorusursun, bir de ondan azar isitirsin :))

Neyse, simdilik bu kadar. Madrid/Tempe karsilastirmalari bitmez, ama biraz da gereksiz, di mi ama? 


6 Eyl 2012

7 hafta

Bugun yedi haftamiz doldu evin yeni elemani k. ile. Mutluyum! Not dusmek istedim sadece.

Ilk bakisi bana direk l.'in bakislarini hatirlatti, unutmayayim o hissi hic istiyorum. Cok hizli buyuyormus bebekler gercekten de, ben her dakikayi her ani hafizama kazimak istiyorum, mutluyum.

Bir de baby blues varmis cidden, hormonlarim bagimsizliklarini ilan ettiler, kendi baslarina buyuyorlar, ama bu ne ilk bana oluyor ne de son bana olacak, biliyorum.

Kendimi daha olgun, daha guclu hissediyorum bazen, bazen de diyorum ki "neee, ben anne mi oldum?"

Su anin tadini cikarmaya calisiyorum, aman buyusun demeden, zevkle!

Bir de herkesten uzak olmanin en avantajli durumunu yasiyorum, kimseye laf anlatmadan, icimden geldigi gibi bebegime bakmanin luksunu... Tabi is.panyol yasli teyzelerini, ve onlarin "ama bu kizsa neden kupesi yok" laflarini saymadan, acikcasi isterlerse erkek sansinlar, umrumda degil :))

Tabi cok uzaklardan mudahele etmeye calisanlar olmuyor degil, hayatimda buyuk degisiklikler de kapiya dayandi, kararlar vermek gerekiyor acelesinden, bakalim, hersey bir sekilde yolunda girer diyorum. En onemlisi miss k. ve ben onunla cok mutluyum! HEr isteyene bir tane :)))



17 Tem 2012

Sinir

Sinirliyim, herkese herseye. Gecici bir durum biliyorum, hormonlar diyelim, ve ya baska bir sebep bulun o olsun, ama sinirliyim. Gecenin bir yarisinda yataktan kalkip bilgisayarin basina gecisim bundan. Normal su andaki durumumda biliyorum, gececek onu da biliyorum, telkin veya ogut degil bekledigim, sadece icimden gecenleri yaziyorum...

Aldimgim kararlari sorguluyorum, bir seyleri degisik yapsaydim ne olurdu diye dusunuyorum. Evet, dogru soylemis Led Zeppelin "yes there are 2 paths you can go by, but in the long run there is still time to change" derken. Ama bazen "time to change"den cok cesarete ya da bir itmeye ihtiyac duyuyor insan.

Ben de verdigim bir kararin sonuclarina katlanmanin esigideyim, karari vermemde etkili olan bazi faktorler oldugundan tamamen yuregimin istedigi yerde degilim, suphem de sinirim de bundan...

Ama guzel seyler beklemekte beni, biliyorum. Yine de mutlu olamiyorum tam anlamiyla, bu da daha suclu hissetmeme yol aciyor. Kim dedi hayat kolay diye, ve aslinda o kadar basit bir seye sinirleniyorum ki!!! Bu da sucluluk hissini tetikleyenlerden.

Gecenin bir yarisinda beni uyutmayan, sinirden etrafimdaki herkese yansiyan aslinda o kadar kucuk bir detay ki!

Bazen sorunlarimiz dev aynasinda gozukuyor bize, degil mi? En azindan bu gece benim icin boyle...

11 Tem 2012

uzun zaman

O kadar uzun zaman olmus ki yazmayali, bilgisayarimin historysinden silinmis blogum. Bir ses vereyim dedim, zira pek blogla ilgilenemeyecegim gunler gelmekte pek yakinda.

Bu aralar hayat nasil mi?

Ogrencilerle ugrasmam sonunda bitti, 10 gun once sanirim. Butunleme sinavindan gecemeyip aglayanlar en sevmedigim grup, gecip tesekkur maili atanlar ise guzel grup :) Sinava girip bos kagit verip, ya bir el atsan da gecsek diyen grup ise komik grup :)

Onun disinda yogaya devam, haftada iki gidiyorum. Arizona'dayken her gun giderdim, ne guzeldi. Hatta sabah 6'da kalkip. Burda hayat daha hizli, butun yoga programlari da haftada ikiye dayali...
Tabi diyebilirsin sevgili blog, otur da evde yap o zaman hergun diye, sen de haklisin tabi, ama dedim ya, burda hayat hizli.

Bir suru paperwork var ugrasmamiz gereken, onlar baya yavas olacaga benzer...

Annem burda, evde anne-b. yemekleri hukum suruyor bu aralar, guzel!

Bir de ben cok control-freak bir insanim, itiraf ediyorum! Ciddi boyutlarda hem de, ama cok da sikayetim yok simdilik.

Bir de hayat beklemekle geciyor, az kaldi....




20 May 2012

Son zamanlar

Bakalim neler olmus son zamanlarda....

1. Yaz geldi!!! 6 sene Arizona'nin sicagindan sikayet ede ede yasadim, ama soguk havaya -ki Madrid sogugundan bahsediyoruz, ne kadar soguk denirse artik- dayanamiyormusum ben! Yaz geldi yuzul guldu resmen....

2. Donem bitti!!!! Bu donem sikayet dolu yazilar yazmadim ogenciler hakkinda, gecne sene ki gibi, sanmayin ki sikayet edecek bir sey yoktu, ama Ispanyollara alistim diyelim. Yoksa olmadi mi -sana bunun icin para oduyorlar her sordugumu cevaplamak zorundasin- diyen (ki burasi devlet uni, bir de ozel olsa ne diyecek kim bilir), ben ailemle Cancun'a gidecegim, sinav o hafta olmasin diyen, ben Almanim, kotu not alamam diyen....

3. Donemin son dersinde bir grupta mutlu yazlar dedim son olarak, sonra herkes deli gibi alkislamaya basladi, ben ne oluyor buralarda diye anlam veremedim, megerse Ispanyol gelenegiymis, cok severlerse oyle alkislarlarmis, iki grupta daha oldu sonra. Demek gecen sene cok sevmemisler, ama bu senekiler sevmisler :)

4. Ogrencilerimden biri bana ozur siiri yazdi sinavda. Buraya not duselim, isletme okuyan -ki bence kendisi icin cok cok yanlis bir bolumde olan- bir ogrencim, her sabah tahtanin bir kosesine siir yaziyordu, butun derslerde, butun donem... Kendi siirlerinden... Cok iyi br ogrenci, not bakimindan degil :) Neyse, ikinci sinavda bana mektup yazmis ozur icin, ugrastim ama calisamadim diye, yapay degil, cok gercekci. Ben bu dersi sevemiyorum hic, calisamadim kendimi ne kadar zorlasam diye, sonra da bir ozur siiri... Kendisini cok iyi anladim....

5. Yaz geldi demis miydim????

6. Evde buyuk degisiklikler var, odalari duvarlar degisiyor, guzellesiyor!

7. Ufak krizler yasandi, ama buraya yazip hatirlamaya gerek yok!

8. Dersler bittiginden beri haftada bir olan yoga derslerimi haftada ikiye cikardim, mutluyum...

9.Yaz geldi!!!!!

10. Karnim acikti, gidip bir seyler yiyeyim, hava da cok guzel - nazar degmesin :)))

13 Şub 2012

Random thoughts

Demin seminerde 1990 da basilmis makaleyi kaynak gosterirken konusmaci dusudumdum de 1990'da doganlar 22 oluyor bu sene!

Bu donem ogrencilerim kesinlikle daha iyi, ama haftada 8*90 dakika ders anlatinca oluyorum, baska bir seye zaman kalmiyor :(

Ispanya'da egitimciler grev yaparken bir kisim da ders verenler haftada sadece ders verdigi kadar calisiyor, haksizlik diyordu, buna karsilik olarak da soyle pankartlar gozuktu "o zaman Messi'de haftada 90 dakika calisiyor sadece" diye, hosuma gitmisti.

Bu Sibirya sogugu mudur nedir, gitsin bitsin artik. Ispanya Avrupa'nin geneline gore gayet iyi de - mesela Madrid'de hissedilen 7 derece su anda- yine de normalin cok altinda. Soyle diyorum: Winter I am sooo over you!!!!

Birinci dunya ulkesi universitemizde sabahtan beri sigortalar atip duruyor, iyi ki laptopumu getirmisim, en azindan sarji ile idare ediyorum. Dersteyken olsaydi sinifta karanlikta otururduk artik!

Dikis makinasi aldim, vakit bulup kumas da alirsam uretime gececegim artik :)

Son iki haftadir isler cok yogun, yemek alisverisine bile gidemedik, artik yemek yaparken yaraticiligin ust sinirlarini zorluyoruz evde.

Haftaya da sinavlar var, 6 degistik sinav, sonra onlarin Asi, Bsi hazirlanmali onumuzdeki bir kac gunde.

Yarin ehliyet degistirebilme randevum var, insallah bir aksilik cikmaz da tekrar araba kullanabilirim, noluuur, lufteeeen. Randevuyu agustosda almistim bu arada...

Bu aralar hic fotograf cekemiyorum vakit yok diye yakinirken bir az onceki seminer veren kisi, fotograf makinamin adasi cikti :)

Neyse simdilik bu kadar, soru hazirlamaya baslayayim artik!

29 Oca 2012

Kisa Kisa

Normalde uzerinde meyve suyu yazip da icinde milyon tane kimyasal olan kutu "meyve" sularini hic sevmem kucukten beri, ama dun Bulgar bakkalinda Turkiye'den gelmis visne suyunu gorunce bir kutu aldim. Insan yapiyor bazen, yuzune bile bakmadigi seyleri uzun sure sonra uzaklarda gorunce insan dusunmeden aliyor...

Sonunda buralarda oldukca guzel bir Turk restorani bulduk, pazar aksami duyduk bir arkadastan, carsamba aksami ordaydik -daha once gidemedik malesef. Mutluyum!

Donem basladi, ogrencilerden gelen aptal emailler de basladi, ama bu seneki ogrencilerim daha iyi sanki, ya da artik beklentilerim dustu diyelim. Ama mesela bir az once email aldim bir ogrenciden, der ki "su su tarihler arasinda aile tatilim var, o tarihte sinav yapmasan olur mu?"Insan ne diyecegini bilemiyor bazen, aslinda biliyor da,  edep cercevesi icinde diyelim :)

Son iki haftasonu mr. l.'in iki kardesi geldiler, ayri ayri. Iyi oldu onlarla vakit gecirmek. Ikisi de Londra'da yasiyorlar. Arizona'dan Madrid'e tasinarak iki aileye de yaklasmis olduk yani :) Gerci mr. l.'in anne ve babasi hala uzakta ama Madrid-Buenos Aires arasi ucus Phoenix-Buenos Aires'den daha kisa :)

Simdilik bu kadar...