Madrid'de ilk aksam yemegi misafirlerimizi agirladik dun. Ozlemisim evde misafir olmasini. Sosyal hayat istiyorum cagrim Mr. l. tarafindan bir aciliyet olarak algilandigi icin de mutluyum :)
Fotograf falan yok tabi. Ama menumuzde mucver, borek, portakalli kereviz, salata, pilav ve karniyarik vardi. Nese icinde yendi, bitti. Amerikanyanin bitli patlicanlarindan sonra tadi olan bir patlican bulabilmek, ve normal boyutlara yakin karniyarik pisirebilmek beni mest etti. "Yasasin patlican" isimli bir dernek kurarsam sasmasin kimse. Patlicansizlik dusunemiyorum :)
Daha once goctugum bir ulke oldugu icin, Ispanya'daki bu ilk zamanlarimi hep Amerika'daki ilk zamanlarimla kiyasliyorum. Amerika'da ilk yemek sokum cok derin olmustu mesela. Ilk yedigim peynirin plastik tadi hala aklimda! Tabi zamanla guzel tadi olan peynirler de oldugunu, ama bunlar icin kosedeki market yerine organik markete gitmek gerektigini falan ogrendim. Hatta bununla kalmadim, sut diyari markali teneke beyaz peynirlerle hayatimi renklendirdim. Ve garip bir dil konusan bakkallar sagolsun, dolabimda hep peyaz peynir oldu.
Simdi Avrupa'nin Turk urunleri kisiri tek ulkesinde yasiyorum sanirim. Gerci adim basi isimlerinde "turco" ve "doner" gecen ama icindekilerin milyon tane dili olan bir ulkeden geldigi cafelerden var ve bu sayede Turk yemegi = kebap, kebap = doner gibi inanislar olusmus. Neyse, konumuza gelirsek, Amerikanya'da yana done soluk soluga aradigim urun beyaz peynirken, Ispanya'da bu degisti sayin seyirciler! Bunun nedeni Ispanya'da pastorize edilmemis sutten yapilmis, bol bakterili, bol lezzetli envari cesit peynir bulunmasinin etkisi de yatsinamaz tabi. Bir de "greigo" adi ile anilan beyaz peynir subsituteu var tabi. Eee, peynir tamam, patlican tamam. O zaman ben ne krizine gorecegim buralarda? Tabiki bulgur! Benim beslenmemin ama kaynaklarindan biri imis kendisi, kah kisir olarak, kah pilav olarak, kimi zaman ezogelin corbasinda, kimi zaman bulgur koftelerinde... Yani bulgur ozlemim var sayin seyirciler, bulgur istiyorum ben!
Duydugum bir rivayete gore sehrin bir kismini kaplamis olan, bir cok dilli milletin insanlarinin bakkalarinda bulabilmek mumkunmus. Deneyecegim tabi hem de Amerikanya'nin bunyeme kattigi koku irkciligini asarak. (Evet, gayet mutlu mesut herkesi seven bir insan olarak gittigim Amerikanya'dan irkci olarak ciktim. Irkciligim dus almadan 1 ay gezen ve cok guzel(!) kokular sacan bir grup insana dair. Utanyorum irkciligimdan, ama asacagim)
Yakinlarda bir gun "heyo bulgurlu birseyler var aksama yemekte" diye neseli bir post ile sizlere mujdeli haberler vermeyi umuyorum. Ve ne yaziyordum, nereye geldim diye kendimi hayretle izliyorum.