madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 May 2011

Ni.Kita

Uzun arastirmalar, ve aldiktan sonra elime gecmesini bekleme surecini atlattiktan sonra yeni fotograf makinama kavustum. Bizim eve giren herseyin bir ismi oluyor genelde, bundan makinam da nasibini aldi, adi nikita...

Zaman zaman fotgraflarima da yer vermeyi planliyorum. Daha ogrenecek cok sey, gidilecek cok yol var. Ama en azindan geriye donup nasil ilerlemisim, ya da ilerleyememisim konulu kompozisyonar yazabilmek icin kaynak olsun diye ara ara sizlerle paylasabilirim fotograflarimi.

Simdilik sizi Madrid'den manzaralar ile basbasa birakiyorum. Enjoy!

Palacio de Cibeles

Palacio de Cibeles

arboles en Madrid

24 Ara 2010

Gezelim, gorelim

Postu onceden hazirlayip sonra post etmeyi deneyecegim, bakalim nasil olacak :) Bir aksilik cikmazsa siz bu postu okurken ben geziyor olacagim :)

Sanirim zaman gectikce Madrid'de yasiyor olmanin tadina daha cok variyorum. Alistim diyelim, tabi bir de o kadar da zor bir task degil aslinda.

Madrid mahallelerinin genelde bir marketi oluyor, bizdeki sabit pazar tadinda. Icinde sebze, meyve, sarkuteri et, tavuk, balik, sarap gibi seyler satiliyor, bunun yaninda da bir bar falan oluyor genelde. Alisveris molasi vermek icin diyelim :)

Bu marketlerden birisi de oldukca turistik. Sebze-meyveden daha cok bar var. Tabi turistiklik seviyesi ile orantili olarak iceceklerin yaninda bedava tapa verilmiyor. Ama her sey biririnden guzel! Bir ara her cuma bir arkadasimla gidiyorduk, sonra o ulkesine dondu, ben de gitmedim. Gecen aksam o civarda oldugumuzdan hadi aksam yemegi yerine San Miguel'e gidelim dedik. Asagida yedigimiz, yemege doyamadigimiz deniz urunleri salatasi var, bundan once yedigimiz sey gelir gelmez tuketildi! Bunun da fotosunu cekerken sabirsizlandigimizi soylemeden gecemeyecegim. Yasasin deniz urunleri!!!! Bir de, neden bizim ulkemizde deniz urunleri nerdeyse altin fiyatina satiliyor???




26 Kas 2010

Madrid'den Manzaralar 4

Asagidaki bunalim dolu yaziyi yazar yazmaz icim acilmisti aslinda. Simdi de dedim Madrid manzaralari ile basbasa birakayim sizi biraz. Hep depresif hali dagilsin blogun, hem de makinamdaki fotograflari paylasayim.

Ilk sirada Madrid'in sembolu sayiyan "La osa y el Madroño" var. Sol'un ortasinda diyelim. Yanindaki arkadas da Flat Stanley. Kendisi bir arkadasimin torununun odevi kapsaminda bu aralar bizi ziyaret ediyor Madrid' de. Kendisini bu blogda gorebilirsiniz tekrar yani :)


Burda da Flat Stanley Klasik bir Madrid sokaginda. Arizonali kendisi. O yuzden Madrid'de arabalari cok kucuk buldu, metroya bindi, sok oldu. Bir de yuruyerek gezdi sehiri, gozlerine inanamadi. Bir de Arizonali oldugundan, tisortle gelmis Madrid'e, usudu tabi zavallicik.


Burda baska bir klasik Madrid goruntusu var. Tahmin edin bakalim Ministerio de Agricultura ne demek? Bir de Ispanyolca Ingilizce'ye benziyor dedim diye bana kizdi irkci Ispanyolca hocam. Ben sadece bazi kelimeler ayni demistim! Neyse, bu irkci hoca baska zamanin konusu olsun.

Son fotograf da Bir kafeden sehrin gotuntusu. Sanirim daha once de koymustum bu kafeden cektigim fotolari, ama guzel, ben ne yapayim.

Ben boyle fotograflari paylasiyorum ama, fotograf cekme konusunda bir becerim olmadigini da belirtmeden gecemeyecegim. Bunu anlamak icin benim soylememe gerek yok ama hadi neyse.
Ama fotograf konusunda sansliymisim, en guzel yaprak fotograflarindan biri geliyor!

Sevgiler herkese!

11 Eki 2010

bulgura adanmistir!

Madrid'de ilk aksam yemegi misafirlerimizi agirladik dun. Ozlemisim evde misafir olmasini. Sosyal hayat istiyorum cagrim Mr. l. tarafindan bir aciliyet olarak algilandigi icin de mutluyum :)

Fotograf falan yok tabi. Ama menumuzde mucver, borek, portakalli kereviz, salata, pilav ve karniyarik vardi. Nese icinde yendi, bitti. Amerikanyanin bitli patlicanlarindan sonra tadi olan bir patlican bulabilmek, ve normal boyutlara yakin karniyarik pisirebilmek beni mest etti. "Yasasin patlican" isimli bir dernek kurarsam sasmasin kimse. Patlicansizlik dusunemiyorum :)

Daha once goctugum bir ulke oldugu icin, Ispanya'daki bu ilk zamanlarimi hep Amerika'daki ilk zamanlarimla kiyasliyorum. Amerika'da ilk yemek sokum cok derin olmustu mesela. Ilk yedigim peynirin plastik tadi hala aklimda! Tabi zamanla guzel tadi olan peynirler de oldugunu, ama bunlar icin kosedeki market yerine organik markete gitmek gerektigini falan ogrendim. Hatta bununla kalmadim, sut diyari markali teneke beyaz peynirlerle hayatimi renklendirdim. Ve garip bir dil konusan bakkallar sagolsun, dolabimda hep peyaz peynir oldu.

Simdi Avrupa'nin Turk urunleri kisiri tek ulkesinde yasiyorum sanirim. Gerci adim basi isimlerinde "turco" ve "doner" gecen ama icindekilerin milyon tane dili olan bir ulkeden geldigi cafelerden var ve bu sayede Turk yemegi = kebap, kebap = doner gibi inanislar olusmus. Neyse, konumuza gelirsek, Amerikanya'da yana done soluk soluga aradigim urun beyaz peynirken, Ispanya'da bu degisti sayin seyirciler! Bunun nedeni Ispanya'da pastorize edilmemis sutten yapilmis, bol bakterili, bol lezzetli envari cesit peynir bulunmasinin etkisi de yatsinamaz tabi. Bir de "greigo" adi ile anilan beyaz peynir subsituteu var tabi. Eee, peynir tamam, patlican tamam. O zaman ben ne krizine gorecegim buralarda? Tabiki bulgur! Benim beslenmemin ama kaynaklarindan biri imis kendisi, kah kisir olarak, kah pilav olarak, kimi zaman ezogelin corbasinda, kimi zaman bulgur koftelerinde... Yani bulgur ozlemim var sayin seyirciler, bulgur istiyorum ben!

Duydugum bir rivayete gore sehrin bir kismini kaplamis olan, bir cok dilli milletin insanlarinin bakkalarinda bulabilmek mumkunmus. Deneyecegim tabi hem de Amerikanya'nin bunyeme kattigi koku irkciligini asarak. (Evet, gayet mutlu mesut herkesi seven bir insan olarak gittigim Amerikanya'dan irkci olarak ciktim. Irkciligim dus almadan 1 ay gezen ve cok guzel(!) kokular sacan bir grup insana dair. Utanyorum irkciligimdan, ama asacagim)

Yakinlarda bir gun "heyo bulgurlu birseyler var aksama yemekte" diye neseli bir post ile sizlere mujdeli haberler vermeyi umuyorum. Ve ne yaziyordum, nereye geldim diye kendimi hayretle izliyorum.


11 Eyl 2010

Madrid'den Manzaralar 3 / Scenes from Madrid 3


Iste beni sasirtan bir manzara daha. Rastgele girdigimiz bir kafenin aslinda manzarasi ile unlu oldugunu ogrendik. Manzarayi ben onayladim, bakalim sizden de onay gelecek mi / Here is another view that surprised me. We learned that a cafe we randomly went in is famous for its view. I approve this :) Let's see if you will agree.

Bu arada bana Beyoglu'nunda binalarin ust katindaki barlari animsatti, memnun oldum! / It reminded me some place in Istanbul, I like that!

9 Eyl 2010

Madrid'den Manzaralar 2 / Scenes from Madrid 2


Evin etrafinda yururken gordugum asagidaki manzara beni sasirtti. / I was surprised by coming across with the scene in the photo below, just around the block.

Turkiye Buyukelciliginin dibinde oturuyormusum! / Apparently, I live very close to the Turkish Embassy!

2 Eyl 2010

Madrid'den Manzaralar 1 / Scenes from Madrid 1

Agustos ayi boyunca her yerde gorebileceginiz bir manzara / Something you can see very frequently in August


Ve Ikea cikartmasi sirasinda gozume carpan bir tabela! / And some street sign I noticed during a trip to Ikea!







27 Ağu 2010

Madrid'den selamlar!

Yazmayali yine cok oldu di mi? Ama hayatimda gecirdigim en hareketli yazi yasiyorum kesinlikle. Bakalim gelecek yazlar nasil gececek.

Arizona'dan Madrid'e tasindik. Yol bize kisa geldi, tasinirken Buenos Aires ve Istanbul'a da ugrayalim, hatta ikisinde de birer parti yapalim dedik birlikteligimizi kutlamak icin. Simdi yerlesme isleri ile ugrasiyoruz, ve de burokratik islerle. Burokratik islerin en verimli sekilde yurutuldugu bir ulkeden sonra burada biraz bocaliyorum tabi, ama alisacagim.

Isin en zor kismi dil. Yeni bir dil ogrenilmeyi bekler. Ispanyollarin Ingilizce'si ya hic yok ya da oldukca kotu, tabi arada istisnalar var. Neyse is icin Ingilizce yeterli ama diger her sey icin Ispanyolca sart. Simdilik anadili Ispanyolca olan es avantajini kullaniyorum ama bu isi bir an once halletmek sart.

Devami gelecek insallah, hatta tasinmanin guzel yanlarindan da bahsedecegim bir gun, ama bu aralar cok yoruyor beni burokratik isler, ev isleri falan. Arkasi yarin yani... (not: kimi kandiriyorum, arkasi yarindan baya gec gelebilir :)) )