Ve geldik Valencia'ya... Gezimizin plajda kitap okuma, denizde serinleme safasini Alicante'de gerceklestirmistik zaten. O yuzden yola cikmadan once duydugumuz "Playa San Juan'dan sonar Valencia plajlarini pek begenmeyeceksiniz" sozleri bizim icin cok onemli degildi, amac sehri gormekti.
Valencia denince akla gelen yemekler tabi... Paella, fideua, bir de horchata. Tabi bunlar sadece Valencia ilinde degil, Comunidad de Valencia ile ozdeslestiginden, Alicante'de de tattik bunlari.
Biz Madrid'e tasinirken, bundan bir 6-7 sene once Madrid'den Arizona'ya tasinan bir arkadas, bize restoran listeleri falan verdi, en guzel x nerde yenir tarzinda. O listede paellanin karsiligi ise "Valencia'ya git" seklindeydi. Biz de bu nazik arkadasimizi kirmadik, Valencia'ya gittik paella yemege.
Ben zaten deniz urunlerine oldukca duskun biriyim, ayni denizden babam ciksa yerim hesabi. Tabi kimilerini daha cok seviyorum, ama genel olarak iyi deniz urunu yerim :)
Paella meshur olani, fideuayi Ispanya'ya tasindiktan sonra duydum, ki bence daha guzel. Velhasil, deniz urunleri, pirinc veya fideua sehriyesi (nasil anlatsam bilemedim) birlikte leziz bir sey oluyor zaten. Bir de bu Valencia'da daha da guzel oluyormus.
Paella (ya da fideua), bizdeki kunefe gibi [tad olarak elbette hic bir baglanti yok :)] siparise gore yapilan bir sey. Eger menu del dia icinde paella varsa, ya da tapa olarak falan veriliyorsa, o paellanin siparise gore yapilmis olmasi pek mumkun degil. Neyse efendim, bu guzide yemegi yerinde yemek cok ama cok guzeldi. Tabi bu yemek masaya gelir gelmez yemege basladigim icin foto falan yok, sadece bir kere telefonla cekilmis bir fotomuz var, artik onunla idare edecegiz. Iste karsinizda fideua:
Valencia denince akla gelen diger bir yiyecek - icecek ise horchata. Horchata benim Ispanya'ya tasindigimda, hatta ertesi gun ilk defa adini dugdugum bir icecek. Cok sutlu gibi durup icinde sut olmayan icecek. Asagidaki fotograf oldukca eski bir horchata (Valencia dilinde adi orxata) cafesinde cekildi. Hani Baylan, Inci pastanesi tadinda. Ben horchata'yi sevdim, ama oyle aman aman degil :)
Baska bir konu ise "tomate rallado", yani rendelenmis domates. Bu aslinda bir Catalan klasigi, ama Valencia'nin Catalunya'ya ne kadar yakin oldugunu Alicante'deki ilk kahvalti sirasinda fark ettik. Madrid'de de cokca tuketilen "pan con tumaca" nin gercek versiyonu diyelim. Gereken, ekmek, guzel bir domates, zeytinyagi ve tuz. Ispanya tarim urunleri bakimindan oldukca sansli oldugundan guzel bir domates bulmak zor bir gorev degil. Neyse geleneksel olarak kizartilmis ekmegin uzerine rendelenmis domates, az zeytin yagi ve tuz ile hazirlanan bu guzellik bizleri mest etti. Madrid versiyornunda domates taze degil de daha cok sos gibi. Tumaca olarak butun marketlerde mevcut. Ama taze domates rendesi 1000 basar tabi :)
Genel olarak Ispanyol yemekleri cok az ama kaliteli malzeme ile yapilan seyler. Mesela internette gazpacho tarifi aratirsaniz, malzemeler kismi oldukca fazla oluyor. Aslinda gereken domates, zeytin yagi, sirke, tuz, ve ekmek... Bu gazpacho konusu uzun, degisik gazpacholar var tabi. Baska bir yaziya kalsin o...
Aslinda bu yaziya Valencia gezimizi anlatmak amaci ile oturmustum bilgisayarin basina, ama olay geldi yemekte bitti. Valencia bir sonraki posta kalsin!
Alicante etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alicante etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Eyl 2011
31 Ağu 2011
Alicante - Valencia Arasi
Topu topu 1 saat 50 dakikalik yol, ama Akdeniz kiyisinda, manzara guzel yani. Alicante resimlerinden de anlayacaginiz uzere bu gezid efoto cekmek istemedim cok, en azindan Alicante ayaginda. Sadece dinlenmek istedim, bos bos yatmak, elimde kitabim, deniz kiyisinda ve de saatlerce denizden cikmamak! Oyle de yaptim.
Valencia'ya dogru yola cikarken de turist damarin tuttu yine, adini duydugum minik bir kasabaya ugrayalim oyle gecelim dedik: Jarez
Sansimiza o gun bu sevimli kasabanin minik pazari da kuruluyormus. Ve ben pazarda senelerdir gormedigim bir sey buldum: Acur. Biraz alip, eve getirip tursusunu kurdum, insallah guzel cikar!
Bu da pazardaki flamenco standi :)
ve kuru meyveler...
Yukarida gordugunuz denizi ve pazari ile bu minik kasaba benim gonlumu fethetti kisa surede. Zaten nerde bir pazar, yesil otlar, taze sebze ve meyveler goruyorum, icim gidiyor her seferinde. Ben cocukken hic sevmezdim bu pazar olayini, simdi her seyi pazardan alayim istiyorum. Sanirim yas ilerleyip yemek yapmaktan buyuk zevk almaya baslayinca boyle oldum ben. Neyse diyecegim, gonlum kolay fethediliyor, bir pazara bakar :)
Bu minik kasabanin ara sokaklarinda yuyurken kendimi cok sansli hissettim, bu guzellikler arasinda yuruyebildugum icin, gorebildigim, koklayabildigim, kisacasi herkesin sahip oldugu duyulara sahip oldugum icin. Bazen hayatin kosusturmalari arasinda unutuyoruz tadini cikarmayi boyle guzelliklerin. Sevdigim manzaralardan bazilari...
Kuaforun tabelasi sokakla uyum saglamis gibi geldi bana
Bu Ispanyol evlerini cok seviyorum ben, minik balkonlari ile
Su balkonun zerafetine bakar misiniz? Balkonun altindan gecerken manzarasi ne kadar guzel! Bunu ilk Andalucia'da gormustum, ben cok sevdim.
Bu minik kasaba genel olarak cok guzeldi, ama Ispanyol'dan cok Ingiliz vardi kesinlikle. Yani diyecegim cok turistik, ama yine de yolunuz buralara duserse ugramadan gecmeyin. Hatta ben yolumu Alicante'ye bol bol dusurmeyi planliyorum!
Bu yaziya bir dip not da su. yolda giderken kenarda birer plastik sandalye uzerinde oturan bikinili bayanlar gordum hep. Ne oldugunu anlamadim basta. Sonar bol bol gorunce, bir kac araba da durunca farkettim :) Bana ilginc geldi :) Sonucta o sicakta cok kiyafet bogabilir :) bir de tabi bikini olunca daha competitive oluyor market herhalde - en azindan surpriz olasiliklari azaliyor :) Asagidaki fotograf pek gorunmesede nasil bir yol kenari oldugunu gorebilirsiniz :) Bu da boyle bir animdi, ilk defa boyle bir sey gordum :)
26 Ağu 2011
Basliyoruz: Alicante
Gecen gun Ispanya'da ilk senemizin doldugundan bahsetmistim. Hemen hemen ayni gunler Turkiye'den ayrilali da 9 sene olmus oldu, zaman cabuk geciyor gercekten! Tabi bir de zaman kavrami goreceli, kimine cok uzun, kimine cok kisa geliyor. Diyecegim, ilk yilimiz doldugu gun biz aslinda Alicante'deydik. O yuzden belki yazarim dedigim gezi yazilarina ordan baslamaya karar verdim.
Su anda bi yandan karpuz yedigim, bir yandan da blog yazdigim masanin etrafinda oturuken basladi hersey. Bir yere gitsek denize ama nereye konuli bir sohbet sirasinda, gelen birkac fikirden biri Alicante ve Valencia gezisi idi. Alicante'nin plajlarinin guzelligini duymustuk, Valencia'da yakinliktan girdi listeye.
Alicante Madrid'e yaklasik 4,5 saat uzaklikta, "Costa Blanca" uzerinde bir sehir, ya da bu beyaz sahil Alicante il siniri icinde. Biz sehir merkezinde, fiyat-temizlik orani aklimiza yatan bir otelde kaldik. Alicante plajlari tatil-gezi site ve kitaplarinda Ispanya'nin en iyilerinden biri olarak belirtildiginden beklentimiz yuksekti. Ilk gun, ogleden sonra orda oldugumuz icin sehirin icindeki plaja gidelim dedik. Tabi hayatinin buyuk kismini Istanbul'da denizden 700 metre uzakta bir evde gecirmis, ve sehirde denize girilmez kavrami ile buyumus olan ben sehir icindeki plaj kavramina hala alisabilmis degilim. Ha tabi, simdi bahsettigim yer de Caddebostan plaji oldu o ayri :) Neyse, kolibasili ve benzer teklikelerden uzak plaja bir gittik, ve buyuk bir hayal kirikligi. Yani kumsal falan guzel de, Ispanya'nin en guzel plajlarindan biri gibi gozukmedi gozumuze. Diger dikkat ceken bir konu ise cok kalabalik olan bu plajda, Ispanyollar'in olmamasiydi. Her tarafta bir baska dil konusuluyordu. Ertesi gun otelden 10 km uzaktaki asil gidin denilen sehrin icindeki bir baska plaji denemeye o noktada karar verdik, ama o konuya gelmeden once....
Aksam yemegi icin sevimli ve kucuk sehir merkezinde bir yerler ararken, tesadufen kebab yazan bir restoranin onune geldik. Madrid'de, hatta gordugum sehirlerin hemen hemen hepsinde adim basi "doner kebab" ya da "kebab turco" isimli, doner demeye bin sahit gereken yiyecekler satan cafeler dolu oldugundan, bu kebabi da pek kaile almadim. Ama mr. l. "aaa, icerde Turk bayragi var" diyince bakmama sebep olan restoranla tanismis olduk. Nitekim, iceri bakinca bir Turk restorani ile karsilasmis oldugumuz asikardi. Neyse efendim, iceri girdik, iki iskender, iki de icli kofte soyledik, ve diyebilirim ki Turkiye disinda yedigim en guzel iskenderdi. Hic tartismasiz! Hatta son gece tekrar gittik :) Beklenmeyen surpriz hos oldu :)
Plajlara geri donersek, Playa de San Juan beni benden aldi, iki gun hic ayrilmak istemezcesine plajda yattim, denizden cikmak istemedim, ve Alicante'nin guzel plajlari hakkinda bir kuskum kalmadi!
Genel olarak Alicante kucuk bir sehir, ama deniz tatili icin benim favorim olmus durumda. Daha gezilecek cok kiyi var Ispanya'da, ama geri gelecegiz playa de San Juan :)
Yeme icme kismina gelirsek, Alicante, comunidad de Valencia'da olunca, kacinilmaz olarak paella, arroz negro yendi horcheta icildi, ve Catalunia'ya yakinligindan gelen tosta de tomates rellenos yendi :) Hepsi birbirinden guzeldi, ama yemekleri sonraya birakalim, olur mu?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
